Make your own free website on Tripod.com
 


5 DAKIKALIK YAZI

2 SINIF ÖGRENCİSİ

Fatih GUNAY

 

Hayatımızın hemen hemen her alanında giriştiğimiz işlerde başarı sağlayamamamızın nedeni o işi gerçekten başarıp başaramayacağımız hakkında şüpheye düşmemizdir. Potansiyelimizin yettiği gerekli niteliklere sahip olduğumuz halde yapılması gereken bir iş karşısında kayıtsız durup, “Beni aşar, ben yapamam” deyip risk almaktan kaçınmamız,gerçekten o işi yapabileceğimize inanmamamızın doğurmuş olduğu bir sonuçtur. Karşımıza çıkan işlerin zorluğu değil, zihnimizdeki olumsuz şartlanmadır bizi mağlup eden. “Bir savaşçı düşmanını önce zihninde yener. Galibiyetimize inanmışsak düşmanın mağlubiyeti mukadderdir.”

Yazımızın devamında bu düşüncelerin doğruluğunu onaylayan iki deney anlatılmıştır. Örnekleri okuduktan sonra günümüz insanlarının pek çoğunun aslında aynı şartlar altında pire ve fillerden pek farklı davranmadığını sizde fark edeceksiniz.

Pire eğitmenleri eğitimleri esnasında ilginç bir olayla karşılaştılar. Aslında bu deney şartlanmış pirelerle, şartlanmış insanlar arasındaki benzerliği ortaya koyması bakımından takdire şayan bir olaydır. Deney şöyle: Eğitmenler pireleri önce her tarafı cam bir kutunun içine koyuyorlar. Pireler cam kutuyu fark etmeyip doğalarından gelen dürtüyle her zamanki gibi yükseğe zıplamaya çalışıyorlar. Ama her zıplayışta pireler cam kutunun saydam tavanına çarpıp yere düşüyorlar. Canlarının acıdığını fark eden pireler artık birkaç denemeden sonra vazgeçiyorlar ve sadece tavana çarpmayacak kadar zıplıyorlar İşin ilginç tarafı buradan sonra başlıyor. Eğitmenler cam kutunun saydam tavanını belli bir zaman sonra kaldırıyorlar. Ama şu bizim ilk atlayışta canı yanıp da bir daha o mesafeye çıkmamak için kendilerini şartlandıran pireler,cam tavan kalktığı halde o mesafeye kadar zıplama cesaretini kendilerinde bulamıyorlar.

İkinci deney şöyle:

Sirkte çalışan hayvan terbiyecileri sanılanın aksine o koca gövdeli canavarlara küçük ve basit bir hileyle hükmederler. Eğitmenler fil yavruları doğar doğmaz ayaklarına bir ip takarlar, ipin diğer ucunu da zayıf bir ağaca bağlarlar. İlk günlerde yavru filler ne kadar çaba harcarsa harcasın daha güçlerini tam anlamıyla toplayamadıkları için ipten ve ağaçtan kurtulamazlar.

Zamanla yavru fillerde şöyle bir inanç oluşur: “Ağaçlar benden daha kuvvetli, ne yaparsam yapayım onlardan kurtulamam” filler büyüyüp kocaman olduklarında dahi bu inancın esiri olduklarından dolayı özgürlüklerini kısıtlayan ağaçlara karşı koymak istemezler. Güçleri yetmediğinden değil, yıkamayacakları düşüncesi zihinlerine yerleşmiştir. Bizi özgürlüğümüzden eden ve zamanla esarete alıştıran zincir dışarıda herhangi birinin elinde değil; içimizde, zihnimizdedir. Ama ne yazık ki pek az insan bunun fark eder...

NOT: Başlığın konuyla hiçbir alakası yoktur...

   

 

İÇİNDEKİLER

 

 


Copyright © 2004 Avrasya Toplulugu. All right reserved.
Designed By Vazha Devadze